Favor’un haftalık sanat bültenine hoş geldiniz! Eylül, hepimiz için biraz yeniden başlamak demek. Kimilerimiz içinse yılbaşından daha kıymetli. Yeni bir başlangıç. Yaz tatilinden d ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ 

Haftalık Bülten #21

Favor’un haftalık sanat bültenine hoş geldiniz!

Eylül, hepimiz için biraz yeniden başlamak demek. Kimilerimiz içinse yılbaşından daha kıymetli. Yeni bir başlangıç. Yaz tatilinden dönen şehir, dolmaya başlayan ajandalar ve yeni sezon heyecanıyla birlikte o tanıdık “okula geri dönme” hissi de geri geliyor. Biz de yeni sanat sezonuna adım attığımız bu haftada, dünyadan öne çıkan sanat haberlerini ve şehirlerde sizi bekleyen sergileri bir araya getirdik.

Kuşbakışı

James Turrell, Blue Sea Sky (2026). Photo: by Oriol Tarridas, courtesy of Superblue.

Bir Sergi

Panorama: Hayaller ve Yerler, İstanbul Modern

Bir fotoğraf ne kadar gerçeği gösterebilir?

İstanbul Modern’in yeni sergisi Panorama: Hayaller ve Yerler, bu sorunun peşinden giderek bizi gerçeklikle hayal, belgeyle kurgu ve görünenle tahayyül edilen arasındaki sınırlara davet ediyor.

Sergi, Türkiye’de 2010’lardan bugüne fotoğraf ve mercek tabanlı üretimlere odaklanıyor. 18 sanatçının işleri aynı sergide buluşurken, kurgusal mekânlardan düşsel manzaralara uzanan çalışmalar; her sanatçının dünyaya bakışını ve görüntüyle kurduğu ilişkiyi farklı biçimlerde ortaya koyuyor.

Fotoğrafların arasına videolar, yerleştirmeler, arşiv malzemeleri ve yapay zekâ ile üretilen çalışmalar da karışıyor. Bazı işler tanıdık dünyaları yeniden kurarken, bazıları ise tamamen hayali alanlar yaratıyor. Bir noktadan sonra gördüğümüz şeyin gerçekten yaşanmış mı, yoksa tasarlanmış mı olduğunu sorgulamaya başlıyoruz.

Panorama, fotoğrafın dünyayı kaydetme biçimini yeniden düşünmemizi sağlarken, bir görüntünün ne kadarının gerçek, ne kadarının kurgu olduğunu da sorguluyor. Her çalışma, gördüğümüz görüntünün arkasında başka bir hikâye, başka bir bakış ve başka bir gerçeklik olabileceğini hatırlatıyor.

Eğer siz de bu sergiyi görmek isterseniz, 18 Ekim’e kadar İstanbul Modern’i ziyaret edebilirsiniz.

Bir Sanatçı (LOST İş birliğiyle)

Eren Uysal

"Ortaya çıkan şey sabit bir görüntü değil; hareketin, sonsuzluğun ve ışığın bir seremonisi

Bu eserim, üst üste geçen dairesel formlar ve sürekli titreyen, birbirine dolanık membranların yeniden örgütlenerek yeni desenler yaratmasıyla oluştu. Üslubum, bazı fenomenolojik olgulara olan ilgimi yansıtıyor: dalgalar, fraktal dağılımlar ve kuantum dolanıklık gibi. Teknik olarak ilham kaynağım; çekim kuvvetleri, yüzey gerilimi, fraktal dağılımlar ve dairesel formların görsel ve kavramsal karşılıklarını sezgisel bir soyutlama diliyle yeniden üretmek. Yani bilimin temel ilkeleriyle sanatın duygusal katmanlarını irdeleyerek bir form yaratmak. Katman katman yarattığım saydam renkler, geçiciliğin hissini taşımak için var; hiçbir şey sabit değil, her form bir diğerine çözülerek dönüşüyor.

Pratiğim sezgiye dayanıyor. Başlangıçta rasyonel yapılar kuruyorum; ama kısa sürede bunlar irrasyonel geometrilere doğru çöküyor ve resim, kendi başına hareket eden canlı bir olguya dönüşüyor. Ortaya çıkan şey sabit bir görüntü değil; hareketin, sonsuzluğun ve ışığın bir seremonisi."

- Eren Uysal

Şehirlerde Bu Hafta